Fear The Walking Dead 8. Sezon Değerlendirme – FİNAL


1508
Fear The Walking Dead Final

Dile kolay, tam 8 sezon. The Walking Dead evreninin ilk spin-off’u olarak hayatımıza giren, ilk üç sezonundaki o karanlık ve realist tonuyla bir dönem ana diziyi bile gölgede bırakan Fear the Walking Dead, nihayet final yaptı. Ancak arkasında tatmin olmuş bir kitle mi bıraktı, yoksa “Nihayet bitti” dedirten bir rahatlama mı? Gelin, bir izleyici gözünden son iki sezona ve o çok konuşulan finale yakından bakalım.

PADRE, PADRE, PADRE… Bu Muydu Yani?

Son iki sezon boyunca koskoca bir ekip ne için mücadele etti? Tek bir kelime için: PADRE. Ekran başında biz, karakterler ise kıyametin ortasında yıllarca bu gizemli, kurtarıcı ve devasa gücün peşinden koştuk. Peki sonuç? Tam bir hayal kırıklığı ve senaryo tembelliği!

Hikayede birden 7 yıllık bir zaman atlaması yaşandı ve kendimizi absürt bir tablonun içinde bulduk. Bizim o dişli, hayatta kalma uzmanı ekip gitmiş; adeta hafızaları yıkanmış birer kurumsal köle gibi PADRE için çalışmaya başlamışlar. Üstelik komik kod adlarıyla! Morgan olmuş Nightingale, Grace olmuş Heron, Dwight ise Red Kite. Bebek Mo büyümüş, 8 yaşında ve kendini Wren sanıyor.

Peki uğruna bunca yıl savaşılan, adeta bir tanrı gibi tapılan PADRE kim çıktı dersiniz? Yıllar önce ölmüş bir adamın, bir hoparlörün arkasına saklanıp çocuk kandırır gibi emirler yağdıran iki çocuğu: Shrike ve Crane. Sezonlarca yaratılan o devasa gizemin arkasından bir nevi “Oz Büyücüsü” numarası çıkması, dizinin son dönem yazarlık kalitesinin de acı bir özetiydi!

Yine Kayıplar, Yine Yarım Kalan Hikayeler

Dizi, final sezonunda da karakter harcamaktan ve izleyiciyi ekran başında yıpratmaktan geri durmadı. Dwight ve Sherry’nin 7 yaşındaki oğulları Finch’in ölümü, zaten pamuk ipliğine bağlı olan bu çiftin dramını iyice katlanılmaz kıldı. Yetmedi; Grace’i kaybettik, üzerine bir de Charlie’nin ölümünü izledik. Karakterler o kadar hızlı ve aceleci bir şekilde feda edildi ki, hiçbirinin yasını hakkıyla tutamadık. Klasik “güvenli yer arayışı ve onun için savaşma” döngüsü, bu sezonda da en çiğ haliyle önümüze ısıtılıp kondu.

Ve Nihayet: Alicia Clark Geri Döndü!

Her şeye rağmen, son bölüme kadar ekran başında kalmamızı sağlayan tek bir motivasyon vardı: Alicia’nın akıbeti. Senaristler bizi son dakikaya kadar ödünç bir merakla beklettiler ama neyse ki o büyük kavuşmayı verdiler.

Madison ve Alicia’nın bunca ölümün, ayrılığın ve mantık hatasının ardından birbirlerine kavuştuğu an, dizinin tüm günahlarını birkaç dakikalığına da olsa unutturdu. Yanlarına Tracy’yi de alarak, her şeyin başladığı yere, Los Angeles’a doğru yola çıkmaları, aslında dizinin kendi köklerine ve eski günlerine saygı duruşuydu.

Eksik Bir Veda

Fear the Walking Dead, başladığı yer ile bitirdiği yer arasında dağlar kadar fark olan bir yapım oldu. Dave Erickson’ın o muazzam ilk 3 sezonundaki sosyolojik ve psikolojik derinlik, yerini çizgi romansı ve yer yer mantık sınırlarını zorlayan bir aksiyon dizisine bıraktı.

Final, duygusal olarak Madison ve Alicia birlikteliğiyle bizi bir nebze de olsa sakinleştirse de, genel toplama baktığımızda bu uzun macera ne yazık ki eksik, aceleye getirilmiş ve bolca “oldu bittiye” getirilmiş bir şekilde son buldu. Karakterleri seviyorduk, vedalarını izledik; ancak PADRE başta olmak üzere senaryodaki o büyük boşluklar, bu diziyi her zaman “keşke daha iyi ellerde olsaydı” dedirten bir buruklukla hatırlamamıza neden olacak.

Güle güle Clark ailesi, her şeye rağmen yürüyenlerin dünyasında sizinle hayatta kalmaya çalışmak güzel bir macera idi.


Beğendin mi? Arkadaşlarınla Paylaş O Zaman!

1508
Mustafa Alnıak
Çılgın bir kalabalığın uğultusuna kulak tıkayan, sükunet içinde okudukları ve yazdıkları ile meşgul dost bir yabancı…

0 Comments

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir