Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku (Film)

Barolde Sezin Akbasogulları ve Erdal Beşikçioglu'nun yer aldığı 2014 yapımı bu harika film hakkında genel bir değerlendirme...


271
141 shares, 271 points

İlhami Algör‘ün aynı adlı kitabından uyarlanan bu güzel filmi izledim bugün. (Tarih 31 Aralık 2019) Kitabı henüz okuma fırsatım olmadı fakat filmi çok ama çok sevdim. Zaten bu tür filmleri her zaman sevmişimdir ! Film bana İncir Reçeli’ni anımsattı. İncir Reçeli ile hemen hemen aynı tadı veriyor film. (Burada tabii ki İncir Reçeli 1’den söz ediyorum, 2 o kadar da iyi değil.)

Her neyse. Şimdi lafı daha fazla uzatmadan konuya dönmek istiyorum. Kitabını ilk fırsatta okumak istediğim bu yapımın başrolünü, Sezin Akbasogulları ile Erdal Beşikçioğlu paylaşıyor. Oyunculuğa ve senaryo’ya tabii ki söyleyecek sözüm yok. Film klasik kadın erkek ilişkisini ele alıyor. Burada beni ilgilendiren konu, ana karakterin bir yazar olması…

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku Film Konusu

Ana karakterimiz olan Arif, ilk kitabını yazmaya çalışan bir yazar’dır. Zamanının büyük bir kısmını kitabı üzerine kafa yorarak geçiren Arif, ona göre hayatın başta kadınlar ve ilişkiler olmak üzere pek çok çözümsüz soruyu içerdiğini düşünür. İlişkiler konusunda bir türlü dikiş tutturamayan Arif, her daim kafasını kurcalayan bu soruların peşinden gider. Fakat beklemediği bir anda Müzeyyen’in ortaya çıkmasıyla, o güne dek bildiği ya da öğrenmeye çalıştığı her şey bir anda önemini yitirir. Zira Müzeyyen’in cazibesine kapılmamak mümkün değildir. Kendisini bu ilişkinin akışına bırakan Arif, Müzeyyen ile aynı evde yaşamaya başlar. Bir yandan ilk romanını tamamlamaya çalışan Arif, Müzeyyen ile olan garip ilişkisinden ilham almayı’da ihmal etmez.

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku Fragman

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku Film’inden Alıntılar

  • “Hayat böyle bir şey işte. Belki de ayrılıklarla az acılı bir ölüm provası yapıyoruz. Ne kadar çok ayrılık o kadar hazırsın ölüm acısına.” / dakika 04.24
  • “Müzeyyen beni suya götürür susuz getirirdi. Üzerimizde çakma markalar, binalarda kaçak katlar, dilimizde taşeron fikirler… Benim duygularım neden ithal olmasın? Evet ithal lafı, cuk oturuyordu.” / dakika 29.00
  • “Bir şeyin kalbini kırması için illa yanlış olması gerekmez ki?” / dakika 35.15
  • “Müzeyyen’in işindemi ziyaretçiydim yoksa kalbindemi ? Adam sığ düşüncelere savrulduğunu fark edince sorularda iyi, ama cevaplarda tutuk olduğunu anladı.” / dakika 45.33
  • “Ağlamayan kadın ağlatacak kadın derdi bir arkadaşım. Ama benim içimde tuhaf bir huzur vardı. Bütün bu kalabalık dağıldığında, sevdiğim kadınla evde başbaşa kaldığımda omuzumda ağlayacağını biliyordum. Gözyaşlarını benim için saklıyordu. ” / dakika 49.46


Beğendin mi? Arkadaşlarınla Paylaş O Zaman!

271
141 shares, 271 points
Mustafa Alnıak
Bilgisayar Programcısı / 2013'den beri mütemadiyen blogger / Yabancı dizi hastası / Film ve kitapsız yaşayamayan bir blogger.

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sizin Tepkiniz Nedir?

beğenmedim beğenmedim
150
beğenmedim
neydi bu şimdi ? neydi bu şimdi ?
166
neydi bu şimdi ?
Beğendim ! Beğendim !
37
Beğendim !