Franz Kafka Neden Hala Bu Kadar Çok Okunuyor? | Kafka’nın Dünyasına Yolculuk


1534

Bir yazarı gerçekten anlamak için yalnızca kitaplarını okumak yetmez. Onun yaşadığı dönemi, korkularını, sessizliğini ve dünyaya bakışını da anlamak gerekir. Franz Kafka denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk olarak Dönüşüm kitabı gelir. Bir sabah böceğe dönüşen Gregor Samsa, edebiyat tarihinin en unutulmaz karakterlerinden biridir. Ancak Kafka’nın büyüklüğü yalnızca ilginç hikayeler yazmasından kaynaklanmaz. Onu bugün, ölümünden yüz yılı aşkın süre sonra bile dünyanın en çok okunan yazarlarından biri yapan şey, modern insanın iç dünyasını neredeyse kusursuz bir şekilde anlatabilmesidir.

Kafka’nın eserlerini okurken insan, sürekli görünmeyen bir baskının altında olduğunu hisseder. Karakterler çoğu zaman nedenini bilmedikleri suçlamalarla karşı karşıya kalır, çıkışı olmayan koridorlarda dolaşır ya da ulaşamayacakları otoritelerin peşinden gider. Bu nedenle “Kafkaesk” kavramı yalnızca edebiyatın değil, günlük hayatın da bir parçası haline gelmiştir. Karmaşık bürokrasi, anlamsız kurallar ve insanı çaresiz bırakan sistemler bugün bile “Kafkaesk” olarak tanımlanmaktadır.

Kafka’nın eserlerinin hala güncel kalmasının en önemli nedeni de budur. Teknoloji değişmiş, şehirler büyümüş, yaşam biçimleri farklılaşmış olabilir; fakat insanın yalnızlığı, yabancılaşması ve kendini ait hissedememesi değişmemiştir. Gregor Samsa’nın böceğe dönüşmesi aslında fiziksel bir dönüşümden çok, toplumun bir bireyi nasıl görünmez hale getirebildiğinin güçlü bir metaforudur.

Kafka‘nın hayatı da eserleri kadar ilgi çekicidir. Babasıyla yaşadığı sorunlar, kendine duyduğu güvensizlik ve içe dönük kişiliği yazdıklarını doğrudan etkilemiştir. Özellikle babasına yazdığı ancak hiçbir zaman gönderemediği mektup, onun ruh dünyasını anlamak isteyenler için önemli bir kaynaktır. Kafka’nın karakterleri de tıpkı kendisi gibi sürekli onay bekleyen, anlaşılmak isteyen ve çoğu zaman başarısız olan insanlardır.

Kafka‘nın dili ilk bakışta oldukça sade görünür. Uzun süslü cümleler kurmaz, gösterişli betimlemeler yapmaz. Ancak bu sadeliğin altında yoğun bir psikolojik derinlik vardır. Okur, satırlar ilerledikçe kendisini karakterlerin yerine koymaya başlar. Belki de bu yüzden Kafka okuyan herkes, farklı bir hikaye okumasına rağmen aynı duyguyu yaşar: sıkışmışlık.

Bugün pek çok yazar Kafka‘dan etkilenmiştir. Özellikle modern edebiyatın önemli isimleri arasında yer alan Albert Camus, Jorge Luis Borges, Haruki Murakami ve Türk edebiyatında Oğuz Atay, onun açtığı yoldan ilerleyen isimler arasında gösterilir. Kafka’nın oluşturduğu atmosfer, yalnızca romanlarda değil, sinemada ve dizilerde de etkisini sürdürmektedir.

Kafka okumaya başlamak isteyenler için en doğru eser şüphesiz Dönüşüm olacaktır. Ardından Dava, Şato, Amerika ve günlükleri okunabilir. Her kitap, Kafka’nın dünyasına açılan farklı bir kapıdır. Bazı okurlar onun eserlerini karamsar bulurken bazıları ise insan ruhunun en gerçekçi anlatımlarından biri olarak görür. Bu farklı yorumlar bile Kafka’nın neden büyük bir yazar olduğunu göstermeye yeter.

Franz Kafka’yı okumak, yalnızca bir roman okumak değildir. Aynı zamanda modern insanın korkularıyla yüzleşmektir. Belki de bu yüzden yıllar geçmesine rağmen eserleri eskimiyor. Çünkü dünya değişse de insanın yalnızlığı, anlaşılma isteği ve sistem karşısındaki çaresizliği aynı kalıyor. Kafka’nın satırlarında kendimizi bulmamızın nedeni de tam olarak budur.


Beğendin mi? Arkadaşlarınla Paylaş O Zaman!

1534
Mustafa Alnıak
Çılgın bir kalabalığın uğultusuna kulak tıkayan, sükunet içinde okudukları ve yazdıkları ile meşgul dost bir yabancı…

0 Comments

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir