Tolstoy Nasıl Öldü? Ölümünden Önce Evini Terk Etmesinin Ardındaki Çarpıcı Hikaye

82 yaşındaki Tolstoy neden evini terk etti? Ünlü yazarın son yolculuğu, hastalığı ve tren istasyonunda sona eren hayatı.


1545
Lev Nikolayeviç Tolstoy

Dünyanın en önemli yazarlarından biri olan Lev Tolstoy, geride Savaş ve Barış ve Anna Karenina gibi ölümsüz eserler bıraktı. Ancak Tolstoy’un ölümü, romanlarından birinin finalini andıracak kadar sıra dışıydı. 82 yaşındaki Tolstoy, hayatının son döneminde ailesiyle ciddi fikir ayrılıkları yaşamaya başladı. Sonunda bir sabah evini terk etti. Nereye gittiğini tam olarak kimsenin bilmediği bu yolculuk, kısa süre sonra ünlü yazarın hayatındaki son yolculuğa dönüştü. Peki Tolstoy nasıl öldü? Tolstoy neden evini terk etti? Ölümünden önce neler yaşandı?

Tolstoy Neden Evini Terk Etti?

Tolstoy’un hayatının son yılları, büyük bir iç çatışmayla geçti. Bir yanda zengin bir toprak sahibi ve aristokrat olarak sahip olduğu yaşam vardı. Diğer yanda ise eserlerinde ve düşüncelerinde savunduğu sade yaşam, yoksulluk, mülkiyetten uzaklaşma ve ahlaki sorumluluk anlayışı bulunuyordu.

Tolstoy, hayatının ilerleyen dönemlerinde servet ve özel mülkiyet konusundaki düşüncelerini giderek daha fazla sorgulamaya başladı. Bu durum özellikle eşi Sofya Tolstaya ile arasında ciddi anlaşmazlıklara neden oldu. Sofya, ailesinin ekonomik geleceği ve Tolstoy’un eserlerinden elde edilen gelir konusunda endişeliydi. Tolstoy ise sahip olduğu ayrıcalıklı hayatı kendi inançlarıyla bağdaştırmakta zorlanıyordu. Bu gerilim yıllar boyunca devam etti. Sonunda Tolstoy, 1910 yılının sonbaharında ailesinden uzaklaşmaya karar verdi.

Tolstoy’un Son Yolculuğu

28 Ekim 1910’da Tolstoy, kimseye haber vermeden evinden ayrıldı. Yanında kızı Aleksandra Tolstaya ve doktoru Düşan Makovitski vardı. İlk hedefi, ailesinden ve sahip olduğu hayattan mümkün olduğunca uzaklaşmaktı. Ancak yolculuk sırasında Tolstoy’un sağlık durumu hızla kötüleşti. Trenle yolculuk ederken hastalandı ve Astapovo tren istasyonunda trenden inmek zorunda kaldı. Burası, dünyanın en ünlü yazarlarından birinin hayatının son günlerini geçireceği yer olacaktı.

Astapovo tren istasyonu

Tolstoy Astapovo Tren İstasyonunda

Tolstoy, Astapovo’da istasyon şefi İvan Ozolin’in evine götürüldü. Kısa süre içinde haber yayıldı. Gazeteciler, doktorlar, yetkililer ve Tolstoy’un yakınları istasyon çevresinde toplanmaya başladı. Bir anda küçük tren istasyonu, dünyanın gözünü çevirdiği bir yere dönüştü. Tolstoy’un sağlık durumu giderek ağırlaşıyordu. Doktorlar onu kurtarmaya çalışsa da yaşlı yazarın durumu düzelmedi.

Bu sırada Tolstoy’un eşi Sofya da istasyona geldi. Ancak Tolstoy’un doktorları ve yakınları, onun durumunun daha fazla strese maruz kalmasını istemedikleri için Sofya’nın doğrudan yanına girmesine uzun süre izin vermedi. Bu durum, Tolstoy’un ölüm hikayesini daha da trajik hale getirdi.

Tolstoy Nasıl Öldü?

Lev Tolstoy, 20 Kasım 1910’da, 82 yaşında hayatını kaybetti.

Ölüm nedeni genel olarak zatürre olarak kabul edilir. Tolstoy’un günler süren hastalığı, ileri yaşı ve yolculuğun yarattığı fiziksel yorgunluk durumunu daha da ağırlaştırmıştı. Yani Tolstoy bir cinayet, suikast veya gizemli bir olay sonucunda ölmedi. Fakat ölümünden hemen önce yaşananlar, ölümünü son derece sıra dışı bir hikayeye dönüştürdü. Hayatının son günlerini kendi evinden yüzlerce kilometre uzakta, bir tren istasyonunun yakınındaki küçük bir evde geçirdi.

Ölümünden Önceki Son Sözleri Biliniyor mu?

Tolstoy’un son günleriyle ilgili çok sayıda anlatı bulunmaktadır. Ancak ölüm döşeğinde söylediği iddia edilen bazı sözlerin kesinliği konusunda dikkatli olmak gerekir. Ölümünden önce ailesi, hayatı ve inançları üzerine yoğun düşünceler içinde olduğu aktarılır. Tolstoy’un bütün hayatı boyunca aradığı şeylerden biri, insanın nasıl yaşaması gerektiğine dair ahlaki bir cevap bulmaktı. Belki de bu nedenle Tolstoy’un ölümü, yalnızca biyografisinin son sayfası olarak değil, hayatı boyunca savunduğu düşüncelerle birlikte değerlendirilmelidir.

Tolstoy’un Mezarı Neden Bu Kadar Sade?

Tolstoy, ölümünden sonra büyük bir anıt veya gösterişli bir mezar istemiyordu. Vasiyeti doğrultusunda Yasnaya Polyana’da, çocukluğunda kardeşi Nikolay ile birlikte ziyaret ettiği ve “yeşil değnek” hikayesiyle ilişkilendirilen bir yerde toprağa verildi. Mezarı son derece sadedir. Ne büyük bir mermer anıt ne de gösterişli bir mezar yapısı vardır. Bu sadelik aslında Tolstoy’un hayatının son dönemindeki düşünceleriyle oldukça uyumludur. Dünyanın en tanınmış yazarlarından biri olmasına rağmen mezarının gösterişten uzak olması dikkat çekicidir.

Tolstoy’un Ölümü Neden Bu Kadar İlgi Çekiyor?

Tolstoy’un ölümünü ilginç kılan şey yalnızca nasıl öldüğü değildir. Asıl dikkat çekici olan, hayatının son döneminde yaşadığı büyük değişimdir. 82 yaşında, dünya çapında tanınan ve büyük bir servete sahip bir yazar düşünün. Fakat bu adam bir gün evini terk ediyor, trenle uzaklaşmaya çalışıyor, hastalanıyor ve son nefesini bir tren istasyonunun yakınındaki küçük bir evde veriyor. Bu hikaye, Tolstoy’un hayatındaki temel çelişkilerden birini de ortaya koyuyor: Sahip olduğu hayat ile sahip olmak istediği hayat arasındaki mücadele. Belki de Tolstoy’un son yolculuğu, yıllardır zihninde sürdürdüğü arayışın fiziksel bir karşılığıydı.

Bir Yazarın Hayatındaki En Tuhaf Son

Lev Tolstoy, 20 Kasım 1910’da Astapovo’da zatürre nedeniyle hayatını kaybetti. Fakat onun ölüm hikayesi, basit bir hastalık hikayesinden çok daha fazlasıdır. Evini terk etmesi, tren yolculuğu, Astapovo tren istasyonunda hastalanması, dünyanın dört bir yanından gazetecilerin bölgeye gelmesi ve ailesiyle yaşadığı son dönem gerilimleri, Tolstoy’un ölümünü edebiyat tarihinin en dikkat çekici yazar ölümlerinden biri haline getirdi. Belki de en ironik tarafı şudur: Hayatı boyunca insanın nasıl yaşaması gerektiğini sorgulayan Tolstoy, hayatının son günlerinde kendi yaşamından uzaklaşmaya çalışırken ölümle karşılaştı. Ve arkasında yalnızca Savaş ve Barış ile Anna Karenina gibi eserleri değil, hala merak edilen bir son yolculuk bıraktı.


Beğendin mi? Arkadaşlarınla Paylaş O Zaman!

1545
Mustafa Alnıak
Çılgın bir kalabalığın uğultusuna kulak tıkayan, sükunet içinde okudukları ve yazdıkları ile meşgul dost bir yabancı…

0 Comments

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir