Yazma Tıkanıklığını Aşmak İçin Teknikler


1503
Yazma Tıkanıklığı

Yazmak, yalnızca kelimeleri peş peşe dizmekten ibaret değildir. Bazen anlatacak çok şeyiniz olur ama tek bir kelime bile yazamazsınız. Boş bir sayfa sizi saatlerce süzen bir çift göz gibi bakar. Kimi zaman yazma isteği olur da, cümleler gelmez. Kimi zaman cümleler gelir ama hiçbirine inanmazsınız. İşte bu duygunun adı çoğu zaman “yazma tıkanıklığı“dır. Özellikle yazar adayları, içerik üreticileri ya da blog yazarları için bu durum hem moral bozucu hem de üretkenliği felce uğratan bir süreçtir. Ancak bu duvarı aşmak mümkündür. Yazma tıkanıklığını aşmak için uygulanabilecek bazı teknikler, hem zihninizi rahatlatabilir hem de yazma motivasyonunuzu yeniden kazanmanıza yardımcı olabilir.

Yazma tıkanıklığı yaşadığınızda öncelikle kendinize kızmayı bırakmalısınız. Zihin her zaman aynı yoğunlukta çalışmaz. İlhamın her gün gelmesini beklemek, bir ağacın her gün meyve vermesini istemek gibidir. Bu yüzden yazma tıkanıklığını doğal bir süreç olarak kabul etmek ilk adımdır. Böyle zamanlarda mola vermek, zihni farklı alanlara yönlendirmek oldukça faydalı olur. Örneğin sevdiğiniz bir yazarın eserini yeniden okumak, bir film izlemek ya da doğada yürüyüşe çıkmak hem zihninizi besler hem de farkında olmadan sizi yeniden yazıya hazır hale getirir.

Bir başka etkili teknik ise “kötü yazma cesareti”dir. Evet, kulağa ters geliyor olabilir ama bazen sadece yazmaya başlamak gerekir. Mükemmel bir cümleyle başlamaya çalışmak, sizi yazmaktan alıkoyar. Halbuki sadece birkaç kelime, bir paragraf ya da ne olursa olsun yazmak; tıkanıklığı çözmenin en pratik yoludur. Yazdıklarınızın kötü olduğunu düşünüyorsanız, bırakın öyle olsun! Önemli olan kelimelerin tekrar akmaya başlamasıdır. Dilerseniz “sıfır beklentiyle yazmak” başlıklı bir metinle kendinize bu özgürlüğü tanıyabilirsiniz. Zihnin baskı altında olmadığı zamanlarda daha üretken olduğu bilimsel bir gerçektir.

Yazma ilhamı gelmiyor diye düşünüyorsanız, ilhamı çağırmak yerine onu davet edecek bir ortam yaratmayı deneyin. Yazma alanınızı sadeleştirin, dikkat dağıtan şeyleri ortadan kaldırın. Belirli bir yazma rutini oluşturmak da tıkanıklığı azaltan yöntemlerden biridir. Her gün aynı saatte 10 dakika da olsa yazmak, zihninizi bu eyleme alıştırır. Yani yazma alışkanlığı zamanla ilhama dönüşebilir. İlham bekleyen değil, ilhamı çalışarak yaratan biri olmak; yazma sürecini kolaylaştıran güçlü bir adımdır.

Tüm bunlara rağmen hâlâ bir tıkanma yaşıyorsanız, belki de yazmayı düşündüğünüz konuya olan ilginiz azalmış olabilir. Zihniniz size farkında olmadan “başka bir şey yazmak istiyorum” diyor olabilir. Bu durumda konuyu değiştirmek, bir deneme yazısı yazmak ya da bambaşka bir tür denemek size iyi gelebilir. Yazdığınız her şey sizi geliştirir; bu yüzden ille de planladığınız yazıya sadık kalmak zorunda değilsiniz. Yazı yazmak özgürleştirici bir eylem olmalı, baskı değil.

Sonuç olarak, yazma tıkanıklığı bir yazarın en doğal yol arkadaşlarından biridir. Bunu bir engel değil, bir duraklama olarak görmek gerekir. Kendinize yüklenmeden, yazmaktan korkmadan ve kötü yazmaktan çekinmeden üretmeye devam etmek, bu duvarı aşmanın en sade yoludur. Yazmak istiyorsanız, yazın. Kimi gün kısa, kimi gün eksik, kimi gün kırık dökük… Ama yazın. Çünkü yazı, beklemeyi değil, başlamayı sever.


Beğendin mi? Arkadaşlarınla Paylaş O Zaman!

1503
Mustafa Alnıak
Çılgın bir kalabalığın uğultusuna kulak tıkayan, sükunet içinde okudukları ve yazdıkları ile meşgul dost bir yabancı…

0 Comments

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir